istanbul trafiği

20 entry · 17.08.2026
sabah köprüde geçirdiğim kırk dakikayı yılda topladım. sekiz gün ediyor. sekiz gün, tatil süresi kadar.
evden çıkma saatini on beş dakika öne almak, varış saatini kırk dakika öne alıyor. matematik böyle çalışmıyor ama trafik çalışıyor.
ilk geldiğimde haritaya bakıp yirmi dakika dedim. iki saat sürdü. o gün şehri anladım.
balkondan ana yolu görüyorum. saat yediden itibaren kırmızı bir şerit oluşuyor ve dokuza kadar dağılmıyor. her gün aynı saat, aynı yer.
araba masrafını hesapladım: yakıt, otopark, sigorta, bakım. taksiyle gitsem daha ucuza geliyormuş. arabayı yine de satmadım, mantıklı davranmıyorum.
gece ikide şehir bambaşka bir yer. yarım saatte kat ettiğim yolu gündüz iki saatte gidiyorum. bu yüzden gece vardiyasından şikayet etmiyorum.
yeni yol açıldıkça daha çok araç çıkıyor. buna talep indüksiyonu deniyor ve istanbul ders kitabına girecek kadar iyi bir örnek.
arabada kahve içmeyi bıraktım. fren yapınca üstüme döküldüğü için değil, soğuduğu için.
bayram tatilinde şehirden çıkmak için gece üçte yola çıktım. çıkışta yine kuyruk vardı. herkes aynı fikri bulmuş.
ambulansa yol vermeyen insan sayısı beni her seferinde şaşırtıyor. içinde biri var, gerçekten biri var.
trafik uygulamaları alternatif yol gösteriyor, herkes aynı alternatifi alıyor, alternatif de tıkanıyor. çözüm kendini yiyor.
maç günü stadyum çevresine araçla gitmek isteyen varsa: gitmeyin. sadece gitmeyin.
doksanlarda da trafik vardı ama en azından radyo dinliyorduk. şimdi herkes kulaklıkta, kimse aynı şeyi duymuyor.
akşam yemeği saatini trafiğe göre ayarlıyorum. eve sekizden önce girebilirsem yemek yapıyorum, giremezsem hazır bir şey.
otobüste dizi izlemek zamanı geçiriyor ama midemi bulandırıyor. şimdi sadece podcast dinliyorum.
bu başlığın ilk entrysi yıllar öncesine ait ve aynı şeyi yazmış. değişen tek şey yolların adı.
üç ay boyunca her sabah yola çıkış ve varış saatimi not ettim. ortalama 68 dakika, en kötüsü 145 dakika. en iyisi kar tatili olan gün: sıfır.